Çocukluğumda
yolculukları çok severdim. Her çocuk sever sanırım. Yine de sözünü ettiğim her
çocuğun yolculukları sevdiği, bu durumda benim de çocukken yolculukları seviyor
olmam gerektiği değil. Yaşı arttıkça daha az seviyor insan yolculukları. En
azından benim için öyle. Yolculuk belirsizlik demek. "Daha gelmedik mi"leri
anneye babaya soramamak, içinden kendine sormak demek. Buna sıkılmak da
denebilir. Sordukça sıkılmak, sıkıldıkça sormak. Tümden sıkıcı bir sarmal.
Yolculuk bir yere ulaşmaya çalışmak demek. Yeni yollar, o yollara dizili
tabelalar, kilometre işaretleri, elektrik direkleri, telefon kutuları,
bakkallar, büfeler. Yolun sonunda- Aslında yolların sonu yoktur, birkaç çıkmaz
sokağı saymazsak. Yollar birbirine bağlanarak, gidenin keyfince hiyerarşiler,
döngüler oluşturarak insanın aklının almayacağı derecede karmaşık bir
seçenekler dünyası sunar. İnsan bir yere varmadan, saatleri bir yana bırakın,
aylarca, yıllarca hareket halinde kalabilir. İşini ciddiye alan seyyahlar
dışında kimse bunu yapar mı bilmem. Yolun sonunda- tabii ki yolun bir sonu
vardır. Yolların aralarında kurduğu garip hiyerarşilerin, bitmez sanılan
döngülerin bir sonu vardır. Yolculuğa bir tanım biçmek gerekse, yoldan en kısa
sürede ve en az enerji harcayarak kurtulmak diyebilirdim. Yolculuk sözcüğü
ihaneti kendi içinde barındıran bir sözcük. Her şey için, birşeycilik o bir
şeye ihanet etmek üstüne mi kurulu, bilmiyorum. Yolculuk bir yerden uzaklaşmak
demek. Geçici veya kalıcı olarak, isteyerek veya istemeyerek, gönül
rahatlığıyla veya kaygılarla.
Çocukluğumda
yolculukları çok severdim, belki valizlerim olmadığı için. İnsanın olmayan
valizlerini hazırlaması gerekmez, değil mi? Valiz hazırlarken içime bir kara
bulut çöker. Ya toplantıda sunacağım materyali almayı unutursam ya plaj
terlikleri gözden kaçıverirse ya gittiğim yerdeki ev sahibeme aldığım armağan
paketi evde kalırsa. Hemen hepsi basit şeyler. Sunumda özür dilenir, otelin
marketinden şampanya tarifesi üzerinden terlik alınır, ev sahibesi muhtemelen
umursamaz bile, aman der, dünyanın günü torbaya mı girdi der, bir ara
veriverirsin armağanını, sen geldin ya, gerisi boş.
Ya
bir sürgün öncesindeyse valiz hazırlığı.. Bir zaman sonra varılan yerde
hayıflanmamak için valiz hazırlığını incelikle yapmak gerekir. Taşıma kolaylığı
ile hayıflanma riski arasındaki ince çizgiyi yakalamak. Malum, sürgün yolu
zordur. Yoldan kurtulmak mı? Hiç gitmesek. Bu defa yol dönüşsüzdür.
Çocukluğumda yolculukları çok severdim. Belki sürgün olasılığı aklıma gelmediği
için.