Pages

2012-12-24

Yolculuk

Çocukluğumda yolculukları çok severdim. Her çocuk sever sanırım. Yine de sözünü ettiğim her çocuğun yolculukları sevdiği, bu durumda benim de çocukken yolculukları seviyor olmam gerektiği değil. Yaşı arttıkça daha az seviyor insan yolculukları. En azından benim için öyle. Yolculuk belirsizlik demek. "Daha gelmedik mi"leri anneye babaya soramamak, içinden kendine sormak demek. Buna sıkılmak da denebilir. Sordukça sıkılmak, sıkıldıkça sormak. Tümden sıkıcı bir sarmal. Yolculuk bir yere ulaşmaya çalışmak demek. Yeni yollar, o yollara dizili tabelalar, kilometre işaretleri, elektrik direkleri, telefon kutuları, bakkallar, büfeler. Yolun sonunda- Aslında yolların sonu yoktur, birkaç çıkmaz sokağı saymazsak. Yollar birbirine bağlanarak, gidenin keyfince hiyerarşiler, döngüler oluşturarak insanın aklının almayacağı derecede karmaşık bir seçenekler dünyası sunar. İnsan bir yere varmadan, saatleri bir yana bırakın, aylarca, yıllarca hareket halinde kalabilir. İşini ciddiye alan seyyahlar dışında kimse bunu yapar mı bilmem. Yolun sonunda- tabii ki yolun bir sonu vardır. Yolların aralarında kurduğu garip hiyerarşilerin, bitmez sanılan döngülerin bir sonu vardır. Yolculuğa bir tanım biçmek gerekse, yoldan en kısa sürede ve en az enerji harcayarak kurtulmak diyebilirdim. Yolculuk sözcüğü ihaneti kendi içinde barındıran bir sözcük. Her şey için, birşeycilik o bir şeye ihanet etmek üstüne mi kurulu, bilmiyorum. Yolculuk bir yerden uzaklaşmak demek. Geçici veya kalıcı olarak, isteyerek veya istemeyerek, gönül rahatlığıyla veya kaygılarla.
Çocukluğumda yolculukları çok severdim, belki valizlerim olmadığı için. İnsanın olmayan valizlerini hazırlaması gerekmez, değil mi? Valiz hazırlarken içime bir kara bulut çöker. Ya toplantıda sunacağım materyali almayı unutursam ya plaj terlikleri gözden kaçıverirse ya gittiğim yerdeki ev sahibeme aldığım armağan paketi evde kalırsa. Hemen hepsi basit şeyler. Sunumda özür dilenir, otelin marketinden şampanya tarifesi üzerinden terlik alınır, ev sahibesi muhtemelen umursamaz bile, aman der, dünyanın günü torbaya mı girdi der, bir ara veriverirsin armağanını, sen geldin ya, gerisi boş.

Ya bir sürgün öncesindeyse valiz hazırlığı.. Bir zaman sonra varılan yerde hayıflanmamak için valiz hazırlığını incelikle yapmak gerekir. Taşıma kolaylığı ile hayıflanma riski arasındaki ince çizgiyi yakalamak. Malum, sürgün yolu zordur. Yoldan kurtulmak mı? Hiç gitmesek. Bu defa yol dönüşsüzdür. Çocukluğumda yolculukları çok severdim. Belki sürgün olasılığı aklıma gelmediği için.

2012-02-04

Ağırlık mı, terazi mi?

İşten çıkar ayak haritayı şaşırıp Gar'da buldum kendimi. Dedem ve büyükbabam buluşmuşlar, demleniyorlarmış. Buyur ettiler sofraya, demleniyoruz, pek ala. Bütün mutluluğumun ve dertlerimin kaynağı iki ihtiyarla. Biraz rakıda ne mucize var: her yudumda tabiatları değiş tokuş oluyor. Sert yumuşak oluyor, yumuşak sert. Ama iyi hep iyi kalıyor, doğru hep doğru.
Dedelerimin insanları ne düşünürdü acaba? Hiç-bir-şey göründüğü gibi değil. Değillerin bazısı hiç-bir-şey gibi ama.
Dedem soruyor, işler nasıl diye. Sorduğu o değil, eski adam. Böyle soruyor, mutlu musun demek yok lugatinde. Pek mutluyum, daha az mutlu olsam hayatımda azıcık değişiklik için bir itici güç olurdu belki. Huzur. O ayrı konu. Huzurlu sayılırım. Yudum yudum huzur doluyor içime. Bu çalıntı oldu, bin özür, Ustanın lafıydı bu. Aramadım nicedir.
Ağırlık mı olmak zor, terazi olmak mı? Mustafa, Mustafa'ya soruyor, Mustafa gülümsüyor. Kim kimdir hakikaten?

2012-01-03

Okumak

Sakin bir eylem gibidir. Şiddetten uzak görünür okumak. Sessizliğin arkadaşıdır sanki. Değildir. Değildir. Değildir. İki şeyi çağrıştırır bende okumak: birincisi olanı biteni görmekten kaçamamam için gözkapaklarımı söküp alan bir bıçak ucu. Haydi, kapa gözlerini dünyaya. İkincisi ise, olanı biteni görmemem için gözlerime mil çeken bir kızgın bıçak ucu. Aç gözlerini açabilirsen. Yazar her durumda bıçakla yapılan bir işin sahibidir. Her durumda içten kopan çığlıkların nedeni, belki sadistçe bir dürtünün sahibi. Yazarın işi kalemledir sanılır, aslında bıçakladır.