Pages

2012-02-04

Ağırlık mı, terazi mi?

İşten çıkar ayak haritayı şaşırıp Gar'da buldum kendimi. Dedem ve büyükbabam buluşmuşlar, demleniyorlarmış. Buyur ettiler sofraya, demleniyoruz, pek ala. Bütün mutluluğumun ve dertlerimin kaynağı iki ihtiyarla. Biraz rakıda ne mucize var: her yudumda tabiatları değiş tokuş oluyor. Sert yumuşak oluyor, yumuşak sert. Ama iyi hep iyi kalıyor, doğru hep doğru.
Dedelerimin insanları ne düşünürdü acaba? Hiç-bir-şey göründüğü gibi değil. Değillerin bazısı hiç-bir-şey gibi ama.
Dedem soruyor, işler nasıl diye. Sorduğu o değil, eski adam. Böyle soruyor, mutlu musun demek yok lugatinde. Pek mutluyum, daha az mutlu olsam hayatımda azıcık değişiklik için bir itici güç olurdu belki. Huzur. O ayrı konu. Huzurlu sayılırım. Yudum yudum huzur doluyor içime. Bu çalıntı oldu, bin özür, Ustanın lafıydı bu. Aramadım nicedir.
Ağırlık mı olmak zor, terazi olmak mı? Mustafa, Mustafa'ya soruyor, Mustafa gülümsüyor. Kim kimdir hakikaten?