Pages

2013-04-18

Huzursuzluk

O telefonun geleceğini biliyordum, Aziz söylemişti. Telefon zamanında çaldı, öğleden önce saat tam on bir buçukta. Yemeğe çıkmadan önce bu konuşmayı aradan çıkarmak istemiş olmalı. Selamlayış bicimi zoraki değildi ama hâl hatır faslını atlayıp konuya girdi. Klavyem iyi miymiş, gün içi herhangi bir zamanda aramalarını cevaplayıp bilgisayar girişlerini yapabilir miymişim, telefon için kablosuz kulaklık ve mikrofon isimi kolaylaştırır mıymış, yeniden klavyem iyi miymiş. Cevapları şebekede asili kalan onlarca soruya eklenen yenileri. Oysa kitapta ne güzeldi, adam gidiyordu arzuhalcinin birine, başlıyordu yazdırmaya. Arzuhalci bir şeye yormaya çalışmıyor, rahatsız da olmuyordu. O arzuhalci adama benzemediğim pek açık. Telefondaki sesin sorularını dinlerken bu hikâye geliverdi aklıma.
Kulaklarıma güvenirim. Güvenirdim demem gerekir belki, gün ortasından bu yana kuşkuluyum. Bir insanın sesi yumuşak iken söyledikleri nasıl sertmiş gibi algılanabilir. Kelimelerin bir geometrisi varsa, konuşmada geçen kelimelerin köşeli olduğunu söyleyebilirim. Yumuşak bir sesle canlılık kazanan köşeli kelimeler. Naif bir kabalıktan çok, ustu özenle örtülmüş bir kabalık.
Bu garip telefon mülakatına gerçekten gerek var mıydı? Pembe ve gri hakkındaki algım nasılmış, kırmızı ve siyah arasındaki gerilimli uyum pembe ve gri arasında var mıymış. Bunları niçin sorduğunu anlamadım. Sonuçta günün herhangi bir zamanında aklına gelen şeyleri not ettirmek istediğinde arayacak, telefonu açacağım, dinleyeceğim ve klavye üzerinden girişleri yapacağım. Renklere ilişkin algım bunun neresine oturur, niçin önem taşır.
Aziz'in alacağımı söylediği haftalık rakam çok gösterişli değil, yine de doyurucu. İstersem nakit olarak gönderebilirmiş, istersem banka havalesi yapabilirmiş. Internet kullanıyor muymuşum. Aynı anda aklımdan gecenler trafiği artırıyor yine, konuşmadan metine, konuşmadan metine. Haftalığımın birkaç katı ile konuşmayı metine dönüştüren bir yazılım alabilir, isine kimseyi karıştırmadan aklına gelenleri yazıya dökebilir. Başlangıçta benden düzeltmenlik istemediğine göre, aktarım sırasında konuşmayacağıma göre, sadece yazacağıma göre, her aramanın ardından o aramada not aldıklarımı kendisine elektronik posta olarak göndereceğime göre, küçük konuşma adabından habersiz bu adamın ısrarla bir insanla çalışmak istemesi garip.
Saçma sapan bir sosyopat sapık çağrışımına her an açılabilir zihnim. Aziz arada iken öylesi zor. Aslında dünya tatlısıdır demişti Aziz. Huysuzdur sadece, limonlu dondurma tarifi gibi. Konuşma bittikten sonra günlük düzenimi bozdum, uzun zamandır ilk defa. İlaçlarımı unutmadım, alarmlar, annemin aramaları. Anneme söz etmedim yeni isimden, is denebilirse tabii. Sigorta da yaptırabilirmiş benim için, demek ki ciddi ciddi is bu. Konuşmadan metine.
Gece iki olmuş, parkta uzun oturup soğuk aldım sanırım. Uykuya dalmadan aklıma geliyor yine. Pembe ve gri bir rüya görsem.