Garip
gelmişti önceleri bu yanılsama. Şimdi gelmiyor. Doksan üçten bu yana
anlamadığım, anlamamak için direndiğim belki, bir garip yanılsama. Gün ışığı
varken griye çalan cepheleri ile suratsızdır bu binalar. Kirlimsi bir gri,
üstüne is yapışmış, çamur sıçramış gibi. Bu gün git yarın gel grisi, tabii ki
biz daha iyisini biliriz grisi, arz ederim grisi. Bu binalar bulvarı sağlı
sollu kuşatmıştır, gelip geçeni izler, somurturlar. Güneş batana kadar
böyledir. Sonra kuvvetli lambaları olan ışıldaklar açılır, hava karardıktan
biraz sonra. Vuran ışıkla birlikte yanılsama öne çıkar. Binaların cepheleri
pembeye döner, çok canlı bir pembeye olmasa da, yeterince hayat dolu görünen
bir pembeye. Yanılsama yokmuş aslında, her şey iyileşme ile ilgiliymiş. Bir
akşam işten eve giderken, akmayan trafik yüzünden gidemezken de denebilir,
iyileşmenin ne olduğunu anladım. Bakanlıklar tıkanmış, Kızılay'da ruh öğüten
bir bekleme hali. Oktay ile gidiyoruz o gün eve, havadan sudan konuşarak. Telefon
çalıyor, efendim canım, hayatım bugün trafik rezalet, biliyorum, Çiftliğin
orada takıldım, hani sağda bir boşluk bulsam yarım saat bekleyip sonra yola
devam edeceğim ama, burası da rezalet üzülme, benim eve gelmem bir saati bulur,
anahtarını almış mıydın, ha, yanımda, biz de patladık burada, neyse evde
görüşürüz, tamam. Midemdeki ekşime kuvvetleniyor, Oktay ben iniyorum.
Tam
zamanında. Filmlerdeki gibi bir çöp kutusu yok hemen yakınımda. Hiç çöp kutusu
yok. Bir ağacın dibine çıkarıyorum midemdekini. Fazla bir şey yok, öğle
yemeğine gitmemiştim, gün boyu içilen çay ve kahve, öğleden sonraki bir terfi
kutlamasında ikram edilen kare çikolata, iki parça sütlü, bir parça bitter.
Öğürmeden, bir defada çıkıyor midemdeki. Doğrulurken sağımı solumu kolaçan ediyorum,
çok iyi, bakan yok. Karanfilciler işinde, gücünde. İnsanlar orta kararda
adımlarla servis otobüslerine, minibüs duraklarına yürüyorlar. İyi, bakan yok.
İnsanlar iş yerlerinden çıkıyor, bulvardaki akışın bir parçası oluyorlar. Bakan
yok.
Yürümeye
başlıyorum, tekrar açılış ödemenin gereği yok. Yolu ödemek tamam, bekleme bile
neyse, ama bu açılış ücretini oldum olası sevmem. Ekşimeden kurtulmanın
getirdiği rahatlama, o ana paha biçilemez. Şimdi ağzımda bir acılık, birazdan
geçer. Çivi çiviyi sökerse deyip bir sigara yakıyorum. İlk nefesi sevmem,
ikinci iyidir. İkinciyi her zaman derin derin içime çekerim. Sigaranın o ikinci
nefesine de paha biçilemez.
Akşamın
tümden inmesiyle, ışıldaklar açılıyor. Kışa yaklaşırken güneş herkesten önce
kesiyor mesaisini, bu defaki yokluğu çok aydınlatıcı. DEVAM EDECEK..