Pages

2014-02-05

Kusmuk

Garip gelmişti önceleri bu yanılsama. Şimdi gelmiyor. Doksan üçten bu yana anlamadığım, anlamamak için direndiğim belki, bir garip yanılsama. Gün ışığı varken griye çalan cepheleri ile suratsızdır bu binalar. Kirlimsi bir gri, üstüne is yapışmış, çamur sıçramış gibi. Bu gün git yarın gel grisi, tabii ki biz daha iyisini biliriz grisi, arz ederim grisi. Bu binalar bulvarı sağlı sollu kuşatmıştır, gelip geçeni izler, somurturlar. Güneş batana kadar böyledir. Sonra kuvvetli lambaları olan ışıldaklar açılır, hava karardıktan biraz sonra. Vuran ışıkla birlikte yanılsama öne çıkar. Binaların cepheleri pembeye döner, çok canlı bir pembeye olmasa da, yeterince hayat dolu görünen bir pembeye. Yanılsama yokmuş aslında, her şey iyileşme ile ilgiliymiş. Bir akşam işten eve giderken, akmayan trafik yüzünden gidemezken de denebilir, iyileşmenin ne olduğunu anladım. Bakanlıklar tıkanmış, Kızılay'da ruh öğüten bir bekleme hali. Oktay ile gidiyoruz o gün eve, havadan sudan konuşarak. Telefon çalıyor, efendim canım, hayatım bugün trafik rezalet, biliyorum, Çiftliğin orada takıldım, hani sağda bir boşluk bulsam yarım saat bekleyip sonra yola devam edeceğim ama, burası da rezalet üzülme, benim eve gelmem bir saati bulur, anahtarını almış mıydın, ha, yanımda, biz de patladık burada, neyse evde görüşürüz, tamam. Midemdeki ekşime kuvvetleniyor, Oktay ben iniyorum.
Tam zamanında. Filmlerdeki gibi bir çöp kutusu yok hemen yakınımda. Hiç çöp kutusu yok. Bir ağacın dibine çıkarıyorum midemdekini. Fazla bir şey yok, öğle yemeğine gitmemiştim, gün boyu içilen çay ve kahve, öğleden sonraki bir terfi kutlamasında ikram edilen kare çikolata, iki parça sütlü, bir parça bitter. Öğürmeden, bir defada çıkıyor midemdeki. Doğrulurken sağımı solumu kolaçan ediyorum, çok iyi, bakan yok. Karanfilciler işinde, gücünde. İnsanlar orta kararda adımlarla servis otobüslerine, minibüs duraklarına yürüyorlar. İyi, bakan yok. İnsanlar iş yerlerinden çıkıyor, bulvardaki akışın bir parçası oluyorlar. Bakan yok.
Yürümeye başlıyorum, tekrar açılış ödemenin gereği yok. Yolu ödemek tamam, bekleme bile neyse, ama bu açılış ücretini oldum olası sevmem. Ekşimeden kurtulmanın getirdiği rahatlama, o ana paha biçilemez. Şimdi ağzımda bir acılık, birazdan geçer. Çivi çiviyi sökerse deyip bir sigara yakıyorum. İlk nefesi sevmem, ikinci iyidir. İkinciyi her zaman derin derin içime çekerim. Sigaranın o ikinci nefesine de paha biçilemez.
Akşamın tümden inmesiyle, ışıldaklar açılıyor. Kışa yaklaşırken güneş herkesten önce kesiyor mesaisini, bu defaki yokluğu çok aydınlatıcı. DEVAM EDECEK..