Pages

2015-04-13

Koku

Sararmış-2
Hissedersin, herkes hisseder. Her insanoğlu bir gün evinden veya işyerinden çıkıp işyerine veya evine doğru yürürken farkına varır burun kemiğini sızlatan o kokunun. Cesetlerin kokusudur bu. Havayı, suyu, bahçeleri, okulları, fabrikaları ve akla gelebilecek her şeyi esir alan ve bırakmayan kokusu cesetlerin. Ardından bir mide bulantısı başlar ve bir türlü geçmek bilmez. Dayanılmaz bir baş ağrısı da kendini göstermekte gecikmez bulantının yanında. Herkesin en azından bir kez yaptığı ilk şey, kendini eve atar atmaz sıcak bir banyo yaparak kokudan arınmaya veya işyerinde bir fincan kahveyle bulantıyı bastırmaya çalışmaktır.
Ölüler vardır çevremizde, yürüyen, konuşan, emirler yağdıran, emre amade olan, beni sev diyen, seni seviyorum diyen, uyuyalım diyen, üretelim diyen, tepkisiz kalalım ya da tepki gösterelim diyen, öylece bakan.. onlarca, yüzlerce, binlerce ölü. Yeni morarmışlardır, salamuralaşmışlardır kimi zaman. Kiminin sadece iskeletini görürüz. Ruhları bir zaman alınmıştır ve bilinmeyen bir yerde hapsolunmuştur. Donuk bakışları kalmıştır geride, anlamsızlığa yazgılı bakışlar.
Ölüler vardır çevremizde, çünkü öldürürüz birbirimizi durmadan. Şaşırdınız mı? Anlık bir eylem midir öldürmek? Belki tek bir anın işi değildir öldürmek, belki birbirini izleyen bir dizi eylemden ya da eylemsizlikten oluşur, bileşik bir eylem-siz-lik olarak, ve belki de zamanda süreklilik gösteren bir eylem-siz-lik-tir. Notlar, krediler dağıtmaz mısınız insanlara gülücüklerle, ve sonra bir bir düşürmez misiniz? Yok mudur barajlarınız, geçer sınırlarınız, çıtalarınız? Bir yargıcın kararını verirkenki edasını hiç mi taşımazsınız içinizde? Hep taşır mısınız? Burnunuz ne kadar havadadır? İnsanlar hakkındaki yargılarınızı verirken, onların bu yargılardan hiç haberleri olmasa bile, yargılarınızdan etkilendiklerini düşünür müsünüz? Eğer düşünmediyseniz deneyin. Göreceksiniz ki dünya güneşin çevresinde dönen bir gezegendir, çünkü siz onu kimi zaman zorla güneşin çevresinde döndürmektesiniz.. ve insanlar verilmiş adlarıyla değil, zihninizdeki hayalleriyle vardır. Sürekli yazdığınız ve bozduğunuz, tekrar tekrar yazdığınız bir romanın basit parçalarıdır küçük insancıklar.. anneniz, babanız, kardeşiniz bile.
İnsanlar hakkında verdiğiniz her kararda, haklarındaki en masum düşüncelerinizin oluştuğu anlarda bile onları değiştirmektesiniz, siz eski karakteri öldürmekte iken bir yenisi doğmakta. Nefes aldığınız her an, birilerini tarihe gömmekte, yenilerini doğurmaktasınız. Bundandır, belki en beklenmedik yerde, bir kır kahvesinde bile ceset kokuları almaktasınız. Algısal cinayetlerinizin ve en akla uydurulmuş idamlarınızın bu ürününden kaçabilir misiniz?
Üç Ekim İki Bin, Bilkent.