Sararmış-2
Hissedersin,
herkes hisseder. Her insanoğlu bir gün evinden veya işyerinden çıkıp işyerine
veya evine doğru yürürken farkına varır burun kemiğini sızlatan o kokunun.
Cesetlerin kokusudur bu. Havayı, suyu, bahçeleri, okulları, fabrikaları ve akla
gelebilecek her şeyi esir alan ve bırakmayan kokusu cesetlerin. Ardından bir
mide bulantısı başlar ve bir türlü geçmek bilmez. Dayanılmaz bir baş ağrısı da
kendini göstermekte gecikmez bulantının yanında. Herkesin en azından bir kez
yaptığı ilk şey, kendini eve atar atmaz sıcak bir banyo yaparak kokudan
arınmaya veya işyerinde bir fincan kahveyle bulantıyı bastırmaya çalışmaktır.
Ölüler
vardır çevremizde, yürüyen, konuşan, emirler yağdıran, emre amade olan, beni
sev diyen, seni seviyorum diyen, uyuyalım diyen, üretelim diyen, tepkisiz
kalalım ya da tepki gösterelim diyen, öylece bakan.. onlarca, yüzlerce,
binlerce ölü. Yeni morarmışlardır, salamuralaşmışlardır kimi zaman. Kiminin
sadece iskeletini görürüz. Ruhları bir zaman alınmıştır ve bilinmeyen bir yerde
hapsolunmuştur. Donuk bakışları kalmıştır geride, anlamsızlığa yazgılı
bakışlar.
Ölüler
vardır çevremizde, çünkü öldürürüz birbirimizi durmadan. Şaşırdınız mı? Anlık
bir eylem midir öldürmek? Belki tek bir anın işi değildir öldürmek, belki
birbirini izleyen bir dizi eylemden ya da eylemsizlikten oluşur, bileşik bir
eylem-siz-lik olarak, ve belki de zamanda süreklilik gösteren bir
eylem-siz-lik-tir. Notlar, krediler dağıtmaz mısınız insanlara gülücüklerle, ve
sonra bir bir düşürmez misiniz? Yok mudur barajlarınız, geçer sınırlarınız,
çıtalarınız? Bir yargıcın kararını verirkenki edasını hiç mi taşımazsınız
içinizde? Hep taşır mısınız? Burnunuz ne kadar havadadır? İnsanlar hakkındaki
yargılarınızı verirken, onların bu yargılardan hiç haberleri olmasa bile, yargılarınızdan
etkilendiklerini düşünür müsünüz? Eğer düşünmediyseniz deneyin. Göreceksiniz ki
dünya güneşin çevresinde dönen bir gezegendir, çünkü siz onu kimi zaman zorla
güneşin çevresinde döndürmektesiniz.. ve insanlar verilmiş adlarıyla değil,
zihninizdeki hayalleriyle vardır. Sürekli yazdığınız ve bozduğunuz, tekrar
tekrar yazdığınız bir romanın basit parçalarıdır küçük insancıklar.. anneniz,
babanız, kardeşiniz bile.
İnsanlar
hakkında verdiğiniz her kararda, haklarındaki en masum düşüncelerinizin oluştuğu
anlarda bile onları değiştirmektesiniz, siz eski karakteri öldürmekte iken bir
yenisi doğmakta. Nefes aldığınız her an, birilerini tarihe gömmekte, yenilerini
doğurmaktasınız. Bundandır, belki en beklenmedik yerde, bir kır kahvesinde bile
ceset kokuları almaktasınız. Algısal cinayetlerinizin ve en akla uydurulmuş
idamlarınızın bu ürününden kaçabilir misiniz?
Üç
Ekim İki Bin, Bilkent.