Danışma bürosundaki görevli ile beşinci veya
altıncı çayımızı bitirmek üzereyiz. Çayın demi güzel. Yaşlı adam şu an sayfalarını
elden geçirdiği üçüncü klasörü kilitli dosya dolabından nasıl ağır ağır
çıkardıysa, sayfaları nasıl ağır ağır çevirdiyse ve baş hareketlerinden
anlaşıldığı üzere satırları nasıl ağır ağır zihninde süzüyorsa, çay da öyle
ağır ağır demini almış. Rüyamın enteresan olduğunu söylüyor, ona göre kargalar
neyin nereye ait olmadığını bilecek kadar zeki hayvanlarmış. Kâğıtta yazılı
olanı okuyamamış olmamda hayır varmış, karga bana bilgelik uğruna bir parça
bilginin gözden çıkarılabileceğini söylemiş aslında ve bir sürü başka yorumlar.
Kendince ilginç cümlelerini ağır ağır söyleyen adamla evrak kokusu sinmiş odada
oturuyoruz.
Aradığı şeyi bulduğunu bildiren bir el hareketi
yapıyor, abartılı değil, eskilerden. Kütüphanede Franz Kafka’ya dair bulunan
eserlerin alışıldık yapıda biyografiler olduğunu söylüyor. Onlarda aradığımı
bulamazmışım. Ancak okula yurt dışından ziyaretçi olarak gelen bir hocanın
düzenlediği bir çalıştayda üretilenler basılmamış kitap olarak kütüphane
kataloğuna eklenmiş. “O-o” diyor gözlerini kocaman açarak. Yüzünün niçin
düştüğünü kitabı getirdiğinde anlıyorum. Zira ortada kitap yok, daha doğrusu
“bir kitap” yok. Adama teşekkür edip kullanmama nezaketle izin verdiği yan
odaya geçiyorum. “Aman sigara içmeyin” diyor kısık sesle. “Sonra tüm kitaplar
yansın istemeyiz, değil mi?”
Duvarları elektrik anahtarının hizasına kadar
açık mavi yağlıboya ile boyanmış beyaz badanalı odanın ortasında eski bir ahşap
masa, masanın önünde bir Mundus sandalye var. Sandalyenin karşısındaki duvar
boydan boya kitap raflarıyla kaplı. Garip olan raflarda hiçbir şey olmaması.
Rafların bittiği sağ tarafta, kapının hemen karşısında bir pencere var, üç
dilim halindeki kirli camlarıyla gün ışığının odadaki sarı ampulün ışığına
karışmasını engelliyor. Şimdi odanın ortasındaki sandalyede oturmuş masanın
üzerindeki kartoteks çekmecesine dokunmadan bakıyorum. Çekmeceye müstakil bir
muhafaza yapılmış, muhtemelen içindekilerin tozlanmaması için. Üst yüzeyinin
sağ altına “K” rumuzu işlenmiş bu tek çekmeceli kartoteks dolabı ile maceramın bugün
burada bitmeyeceğini düşünüyorum.